Sharpeville katliamının mağdurları 66 yıl sonra adalet için yeniden mahkemede
Güney Afrika'da apartheid rejiminin güvenlik güçlerinin 21 Mart 1960'ta silahsız göstericilere ateş açarak gerçekleştirdiği Sharpeville katliamının mağdurları ve hayatını kaybedenlerin yakınları, aradan geçen 66 yıla rağmen kapanmayan adalet hesabı için hükümete karşı toplu dava açmaya hazırlanıyor.
Sharpeville'de düzenlenen basın toplantısında açıklama yapan hukukçular, davanın katliam mağdurlarına tazminat ödenmesini ve apartheid döneminde görevlileri hukuki sorumluluktan koruyan 1961 tarihli Tazminat Yasası'nın (Indemnity Act) yürürlükten kaldırılmasını hedeflediğini bildirdi.
Apartheid rejiminin ırkçı geçiş yasalarını protesto etmek üzere toplanan silahsız kalabalığa ateş açan polis, resmi kayıtlara göre 69 kişiyi öldürdü, 180 kişiyi yaraladı. Davacılar tarafından sunulan araştırmalar ise katliamda en az 91 kişinin hayatını kaybettiğini ve 238'den fazla kişinin yaralandığını ortaya koyuyor.
Silahsız insanların üzerine ateş açılması, apartheid rejiminin baskı ve ayrımcılık düzeninin en çarpıcı örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Katliam, Güney Afrika'daki ırkçı rejime karşı mücadelenin dönüm noktalarından biri olurken, 21 Mart bugün ülkede İnsan Hakları Günü olarak anılıyor.
"1960'ta olanları unutmak mümkün değil"
Katliamın mağdurlarından 87 yaşındaki Abram Mofokeng, olay sırasında 20 yaşındaydı. Kaçmaya çalıştığı sırada ayağından ve sırtından vurulan Mofokeng'in vücudunda hala bir kurşun bulunuyor.
Mofokeng "1960'ta olanları unutmak mümkün değil. Yaşadıklarımızın bizi nasıl etkilediğini düşünmeden geçirdiğim tek bir gün bile yok." ifadelerini kullandı.
Mofokeng'in yanı sıra Paulina Mathinye ve Ishmael Poho da davada daha geniş mağdur grubunu temsil eden başvurucular arasında yer alıyor. Mathinye ve Poho, katliam sırasında çocuk yaşta babalarını kaybetti.
Şu ana kadar 70'ten fazla mağdur ve mağdur yakını davaya destek verdiğini veya davaya katılmak istediğini bildirdi.
Apartheid döneminin cezasızlık zırhına karşı hukuk mücadelesi
Katliamın ardından yaklaşık 258 tazminat başvurusu yapılmasına rağmen apartheid yönetimi 1961'de çıkardığı yasayla kamu görevlilerini hukuki sorumluluktan korudu ve mağdurların açtığı davaları etkisiz hale getirdi.
Başvuruların yalnızca yaklaşık üçte biri sonucunda takdire bağlı ödemeler yapılırken, mağdurlara dağıtılan toplam miktarın talep edilen tutarın yüzde 4'ünden bile az olduğu belirtildi.
Davacılar, söz konusu yasanın mahkemeye erişim yönündeki anayasal haklarını ihlal ettiğini savunuyor. Yasanın iptal edilmesi halinde mağdurların ve yakınlarının zararlarının tazmini için açtıkları davaların önünün açılması bekleniyor.
Hukukçular, her mağdurun uğradığı zararın farklı olması nedeniyle toplam tazminat miktarının henüz belirlenmediğini, rakamların uzmanların yardımıyla hesaplanacağını açıkladı.
Hakikat ve Uzlaşma sürecinin bıraktığı boşluk
Dava, Güney Afrika'daki Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu sürecinin Sharpeville mağdurları açısından bıraktığı eksikliklerin giderilmesi amacı da taşıyor. Komisyon kapsamında yalnızca 51 Sharpeville mağduruna resmi olarak tazminat verildiği belirtildi.
İnsan hakları avukatları, onlarca yıl önce gerçekleşen katliamın mağdurlarının hala adalet aramak zorunda kalmasının, apartheid döneminden kalan cezasızlık ve mağduriyet sorunlarının tamamen ortadan kalkmadığını gösterdiğini vurguluyor.
İngiliz insan hakları hukuk firması Leigh Day'den Dan Leader, davayı Güney Afrika'nın tamamlanmamış işleri arasında değerlendirdi.
Leader "Bu, modern Güney Afrika için bir hesaplaşma zamanıdır." dedi.
Lawyers for Human Rights'tan Charne Tracey ise davacıların hükümeti mağdurlar ve aileleriyle tazminat konusunda müzakereye zorlamayı umduğunu belirterek, seslerinin duyulması için hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.
Davacılardan Poho ise mücadelenin yalnızca maddi tazminatla sınırlı olmadığını vurguladı.
Poho "Bu, yalnızca bir kişinin davası değil. Bu, adaletsizliğe uğrayan herkes için bir davadır." dedi.
Sharpeville'deki hukuk mücadelesi, Güney Afrika'da apartheid dönemindeki ağır insan hakları ihlallerinin yeniden soruşturulmasına yönelik daha geniş kapsamlı çabaların sürdüğü bir dönemde başlıyor. Aralarında apartheid karşıtı mücadelenin sembol isimlerinden Steve Biko, Cradock Four ve Nobel Barış Ödülü sahibi Albert Luthuli'nin ölümlerine ilişkin soruşturmaların yeniden açılması da bulunuyor.
Katliamın mağdurları ve yakınları, üzerinden 66 yıl geçmesine rağmen apartheid rejiminin silahlarıyla yarım bıraktığı hayatların ve ailelerin uğradığı kayıpların yalnızca tarih kitaplarında kalmaması gerektiğini savunarak, adalet arayışlarını mahkeme salonuna taşıyor. (İLKHA)