İzlanda AB’ye neden hayır dedi?
İzlanda’da Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmaması için yapılan referandumdan “hayır” çıktı. Avrupa basını sonucun nedenlerini ve etkilerini tartışıyor.
İzlanda’da cumartesi günü sandığa giden seçmenlerin yüzde 52,8’i müzakerelerin yeniden başlamasına karşı oy kullandı. Yaklaşık 270 bin seçmenin bulunduğu ülkede katılım oranı yüzde 82,5’e ulaştı.
Sonuç, Avrupa basınında yalnızca İzlanda’nın AB ile ilişkileri açısından değil; Arktik güvenliği, ulusal egemenlik ve balıkçılık kaynaklarının kontrolü üzerinden de tartışılıyor.
The Irish Times’a göre İzlanda hükümeti, tam AB üyeliğinin mevcut Avrupa bağlantılarına kıyasla ülkeye ne kazandıracağını seçmene yeterince anlatamadı.
İzlanda hâlihazırda Avrupa Ekonomik Alanı üzerinden AB iç pazarının parçası ve Schengen sistemine dahil. Ülke aynı zamanda NATO üyesi.
Gazete, bu nedenle seçmenlerin önemli bölümünün AB üyeliğini güvenlik açısından vazgeçilmez bir adım olarak görmediğini belirtiyor.
Referandumda “hayır” cephesinin öne çıkardığı en güçlü başlıklardan biri balıkçılık sahaları üzerindeki kontrol oldu.
İzlanda ekonomisi açısından büyük öneme sahip balıkçılık sektörü, ülkede yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, ulusal egemenliğin de sembollerinden biri olarak görülüyor.
AB’nin ortak politikalarının bu alandaki yetkileri sınırlayabileceği endişesi, üyelik karşıtlarının kampanyasında önemli yer tuttu.
İtalyan La Stampa ise referanduma güvenlik ve jeopolitik açıdan bakıyor.
Gazete, İzlanda’nın Avrupa, Grönland ve Kuzey Amerika arasındaki konumuna dikkat çekerek ülkenin AB’ye yaklaşmasının Brüksel’in Arktik bölgesindeki etkisini artırabileceğini yazdı.
La Stampa’ya göre İzlanda’nın daha güçlü biçimde AB eksenine girmesi, Grönland-İzlanda-Avrupa hattında savunma ve gözetim kapasitesini güçlendirebilirdi.
Gazete, Kuzey Kutbu’ndaki ticaret yolları ve yer altı kaynakları üzerindeki uluslararası rekabete de dikkat çekti.
İzlanda’nın konumu nedeniyle Çin’in Arktik bölgesindeki ekonomik hedeflerine karşı Avrupa açısından önemli bir stratejik noktaya dönüşebileceği değerlendirmesi yapıldı.
Danimarka gazetesi Weekendavisen, referandum sonucunun Avrupa’daki AB karşıtı siyasi hareketlere de moral verdiğini yazdı.
Reform UK lideri Nigel Farage, İzlanda’nın “bağımsızlığını koruduğunu” söylerken Marine Le Pen de sonucu egemen uluslardan oluşan Avrupa fikrinin güçlenmesi şeklinde yorumladı.
Gazeteye göre İzlanda’daki sonuç, böylece ülke sınırlarını aşarak Avrupa’daki AB tartışmalarının da parçası hâline geldi.
Polonya gazetesi Rzeczpospolita ise İzlanda’nın AB’ye yaklaşımının geçmişte ekonomik krizlerle değiştiğini hatırlattı.
2008-2009 mali krizinde İzlanda finans sisteminin ağır sarsıntı yaşaması, AB ve Avro Bölgesi üyeliğini ülkede daha cazip hâle getirmişti.
Gazete, yeni bir küresel finans krizinin İzlanda kronu üzerinde baskı yaratması hâlinde AB üyeliğinin yeniden güçlü biçimde gündeme gelebileceğini değerlendiriyor.
Alman Süddeutsche Zeitung ise tartışmayı başka bir noktaya taşıdı ve üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılması için referandum düzenlenmesini eleştirdi.
Gazeteye göre AB üyelik görüşmeleri 30’dan fazla başlığı kapsayan uzun bir süreç ve bunun sorumluluğunu hükümetin üstlenmesi gerekiyordu.
Süddeutsche Zeitung, henüz müzakereler başlamadan seçmene gidilmesini 2016’daki Brexit referandumuyla karşılaştırarak siyasi sorumluluğun halka devredildiğini savundu.