ICE'den Tennessee’de göçmenlere karşı sert hamle: Şeriflere zorla göçmen avı dayatması
ABD’nin Tennessee eyaletinde Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği yeni yasa tasarısı, Trump’ın sert göç politikalarının yerel düzeyde yeniden dayatılması olarak yorumlanırken, hem hukuki hem de toplumsal açıdan ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
71’e karşı 25 oyla kabul edilen düzenleme, eyaletteki tüm şerifleri Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) ile iş birliği anlaşmaları yapmaya zorunlu kılıyor. Aksi halde yerel yönetimlerin eyalet fonlarından mahrum bırakılması öngörülüyor. Senato’da oylanması beklenen tasarı yasalaşırsa valinin onayına sunulacak.
Söz konusu girişim, Trump döneminde şekillenen ve kitlesel sınır dışı etme politikasını genişletmeyi amaçlayan uygulamaların devamı olarak değerlendiriliyor. Federal yönetimin, yerel polis teşkilatlarını "güç çarpanı" olarak kullanma stratejisi kapsamında, ICE ile yapılan 287(g) anlaşmaları aracılığıyla daha fazla kolluk görevlisinin göçmenlik denetimlerine dahil edilmesi hedefleniyor.
Ancak bu yaklaşım, yerel yönetimler üzerinde ağır bir mali ve hukuki yük oluşturduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. Demokrat vekiller, tasarının finanse edilmemiş bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak, belirsiz maliyetlerin doğrudan yerel halkın sırtına yükleneceği uyarısında bulundu. Knoxville temsilcisi Gloria Johnson "Zaten yoğun olan şerif birimleri, bu yükün altından nasıl kalkacak? Üstelik olası davalarda tüm sorumluluk yerel yönetimlere ait olacak." ifadelerini kullandı.
Geçmişte Nashville’de yaşanan ve hamile bir göçmenin doğum sırasında yatağa zincirlenmesiyle sonuçlanan olay, ICE iş birliklerinin insan hakları ihlallerine kapı aralayabileceğine dair endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Söz konusu olayın ardından şehir yönetimi ICE ile anlaşmasını iptal etmek zorunda kalmış ve ciddi bir tazminat ödemişti.
Öte yandan, Cumhuriyetçi yasa yapıcıların geçtiğimiz yıl oluşturduğu 5 milyon dolarlık teşvik fonuna ilginin son derece sınırlı kalması da dikkat çekti. Şubat ayı itibarıyla yalnızca birkaç şerif biriminin bu fondan yararlanmak için başvuruda bulunması, yerel düzeyde bu tür politikaların destek bulmadığını ortaya koydu.
Tasarıyla birlikte gündeme gelen diğer düzenlemeler de eleştirilerin odağında. Sürücü belgesi sınavlarının yalnızca İngilizce yapılmasını öngören ve ticari araç sürücülerine dil şartı getiren ek maddeler, özellikle uluslararası şirketler ve iş dünyası tarafından ekonomik faaliyetleri sekteye uğratabileceği gerekçesiyle endişeyle karşılandı.
Eleştirmenlere göre, bu tür adımlar yalnızca göçmenleri hedef almakla kalmıyor; aynı zamanda yerel yönetimlerin özerkliğini zayıflatıyor, kamu kaynaklarını riske atıyor ve toplum içinde ayrışmayı derinleştiriyor. Trump çizgisindeki bu sert politikaların yeniden gündeme taşınması, ABD’de göç tartışmalarını daha da alevlendirecek gibi görünüyor. (İLKHA)