Filistin topraklarında "tatil" skandalı: İşgal altındaki evler turistlere açıldı
İşgal altındaki Filistin topraklarında yer alan yasa dışı yahudi yerleşimlerinde konaklama ilanları yayımlayan uluslararası rezervasyon platformu Booking.com, insan hakları örgütlerinin sert eleştirilerinin hedefi oldu.
ABD merkezli kurumsal hesap verebilirlik kuruluşu Ekō tarafından yayımlanan raporda, şirketin Batı Şeria’daki 14 farklı yasa dışı işgalci siyonist yerleşiminde toplam 41 kiralık mülk ilanına yer verdiği belirtildi.
Rapora göre söz konusu ilanların önemli bir bölümü, Doğu Kudüs çevresindeki yerleşim kuşağı ile Ürdün Vadisi ve Ölü Deniz hattında bulunuyor. İnsan hakları savunucuları, bu ilanların yalnızca turizm faaliyeti olmadığını, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen işgal düzeninin ekonomik olarak desteklenmesi anlamına geldiğini belirtiyor.
Filistinli Muhammed el-Sbeih’in hikâyesi ise tartışmanın sembolü haline geldi. Beytüllahim’in güneyindeki teraslı arazilerde ailesiyle birlikte yıllarca buğday ve arpa yetiştiren Sbeih, bugün aynı bölgede işgalci siyonist yshudi yerleşimi olan Neve Daniel’in yükseldiğini söylüyor. Bir zamanlar ailesinin tarım yaptığı tepelerde şimdi turistlere "manzaralı bahçeli ev" kiralandığını belirten Sbeih, "Çocukluğumun geçtiği topraklar bugün ticari kazanç kapısına dönüştürüldü." diyerek tepki gösterdi.
Uluslararası hukuk kuruluşları ise yerleşimlerin hukuki statüsüne dikkat çekiyor. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi ve International Criminal Court statüsüne göre işgal altındaki topraklara sivil nüfus transferi savaş suçu kapsamında değerlendiriliyor. 2024 yılında International Court of Justice tarafından yayımlanan danışma görüşünde de işgalci siyonist yahudi yerleşimlerinin yasa dışı olduğu vurgulanmış, devletler ve şirketlerin bu yapıları meşru kabul etmemesi gerektiği ifade edilmişti.
Buna rağmen Booking.com’un ilan faaliyetlerini sürdürmesi, şirketin "insan hakları politikası" ile uygulamaları arasındaki çelişkiyi yeniden gündeme taşıdı. Eleştirmenler, şirketin küçük puntolarla yayımladığı "çatışma bölgesi" uyarılarının gerçeği perdelemeye yetmediğini savunuyor.
Benzer tartışmaların odağındaki bir diğer şirket olan Airbnb da daha önce yerleşimlerdeki ilanları kaldıracağını açıklamış, ancak açılan davalar sonrası geri adım atmıştı. 2025 yılında yapılan araştırmalar, iki platformda yüzlerce oda, ev ve apartman ilanının halen aktif olduğunu ortaya koymuştu.
Öte yandan Hollanda’da faaliyet gösteren Avrupa Hukuki Destek Merkezi’nin yaptığı suç duyurusunda, yasa dışı yerleşimlerle bağlantılı rezervasyon gelirlerinin "kara para aklama" kapsamında değerlendirilebileceği belirtildi. Hollandalı savcıların dosyayı incelemeye devam ettiği bildirildi.
Yıllardır işgalci siyonist rejimin sözde mahkemelerinde mülkiyet mücadelesi veren Sbeih ailesi ise umutlarını büyük ölçüde kaybetmiş durumda. Aileye ait 5 hektarlık tarım arazisinin 1982’de güvenlik gerekçesiyle kamulaştırıldığı, ancak yıllar sonra bölgenin yerleşim alanına dönüştürüldüğü ifade ediliyor. Sbeih "10 dolar çalmakla bir milyon dolar çalmak arasında fark yoktur. İkisi de hırsızlıktır." sözleriyle yaşananlara sert tepki gösterdi. (İLKHA)